Çorumlu Şairlerden Şiirler

Yazdır PDF
KINALI AŞŞIĞIMI ÖZLÜYORUM

Gözlerim doluyor, hatırladıkça çocukluğumu,
Özlüyorum kurşun döktüğüm kınalı aşşığımı,
O cıvıl cıvıl bebeklerle dolup taşan sokağımı,
Nasıl unuturum bana çaputtan top diken anamı..


Koşupta sürdüğüm telden dönen çemberimi,
Bana maniler söyleyipte uyutan yaşlı ebemi,
Çiğdem gezipte kapılarını çaldığım mahellemi,
Nasıl hatırlamam cız,cıbıldak çimdiğim çeşme oluğunu..


Ah… saklayamadım düşünüpte yaptığım boyalı deşeneğimi,
Torunlarıma hatıra bırakamadım kuşlastiğimi,
Bazen çırak oldum istedim amcalardan şaardenliğimi,
Unutamıyorum okkelini bozupta ağlattığım kız kardeşimi..


Güvercin takla, sinembitti derken sokağa koştuğumuz,
Arasıra taşlarla kafadan pekmezler akıttığımız,
Düğünler olupta kıyıdan, tuğladan neşeyle baktığımız,
Güyayı, gelini, kızı biz şergadalarla güzeldi sokağımız…


Tokmağı işlemeli, kanatlı kapıları arıyorum içim buruk,
Kana kana içirirdi bir taş çalkamayı bana susuzluk,
Ayaklarımız cılbak üşütmüyordu bizi donsuzluk,
Özlenecek aranacak ölene denk bizim çocukluk..


Kerpiçten yapılmış, kireçten boyalı eski evimizi,
Haymalığında anamı, bacımı bekleyen tokacıyla tekne taşını,
Tandırında pişen yufkası, tarhanası hedik aşını,
Nasıl unuturum ağrıyan başların patetesle sarılışını..


Hamambiç oynardık, çocukluk işte çamurla çökekle,
Islanmadan zevk alır, korkmaz oynardık kazla, ördekle,
Karnımız doyardı sokakta, mayalı, katmer, çörekle,
Nasıl sever, nasıl oynardık mahellemizin maskotu köpekle..


Aşşığımı, çenberimi, deşeneğimi, tahtalı kuşumu özlüyorum,
Kerpiç duvarlarına yazılar yazdığım, mahellemi arkadaşlarımı,
Toplarını alıp, okkelini bozduğum, ipleriyle hopladığım kızları,
Camlarını kırıpta biton sopa yediğim amcalarımı özlüyorum…


Yıllar ötesine gittim o güzel günleri yaşar oldum,
Kavgalar edip kafa yardığım arkadaşları gönlümde buldum,
Ne söylesek boş, anılar hatıralar böylede güzel,
Şimdi beyaz saçlarımla çocuklara dede oldum…


Yazan:
Memduh TULUK

 


 

 



ANAMI ÖZLEDİM
Gapının gıyığından beni gözleyen
Suç edince bedduası bitmeyen
Sırtında zımzığı kolumu dişleyen
Mis gokulu anamı özledim
Aşık deşenek parası vermekten bıkan
Ekmek arasına topakla gıymaları sokan
Beddua ede ede dişlerini sıkan
Burcu burcu gokan anamı özledim
Yırtık pantolonumun işliğimi diken
Çok yiyon diye cimcikleri büken
Posturuk oğlum diyerek ciğerine sokan
Gevrek kahkalı anamı özledim
Çay içerken hep höpürdedirdi
Nede güzel mantı bükerdi
Benden işçiman avrat yok derdi
Altın dişleri ile gülen anamı özledim

Gonu gomşu bizden asik olmazdı
Sevmediği gelirse helva çalmazdı
Onun pişirdiği keşkeyi kimse yapamazdı
Gönü bol yüce anamı özledim
Yazan: Cesur TERZİ

 
PARÇA PARÇA KOPUYORUZ YAŞAMDAN
Parça parça kopuyoruz yaşamdan
Güzün dökülen yapraklar gibi
Toprak ana emiyor bizleri damla damla
Baharda eriyen karlar gibi
Oysa dalmalıyız onun bağrına hiç erimeden
Güçlü ver yürekli
Baldıran kasesini bir yudumda içen Sokratlar gibi.
Yazan: Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU
Kaynak: 14.y.y.’dan Günümüze Çorumlu Şairler Abdullah ERCAN

 

BAKIŞMANIN ŞİİRİ

Duru ve mat yüzünde gözlerim dolaştı da
Seni çok yakın buldum gönlümde ağlayana
Susayan ruhum sende kaynağa ulaştı da
Kavuştum sende ancak eşsiz bir çağlayana
Körpe genç çizgilerin seçilmişleri sende
En tatlı manaları şen gözlerin taşırlar
Dayanılmaz istekler dinse biraz gelsen de
Kıvırcık kirpiklerin gözünden kamaşırlar
Çoğalan bir ateşle suları yarıyorum
Düştüm gözlerindeki deniz derinliğine
Gözleri deniz renklim ah seni arıyorum
Artık kavuştur ruhum beni serinliğine

Yazan :
Mazlum Kenan KÖSTEKÇİ

Kaynak:
14.y.y.’dan Günümüze Çorumlu Şairler Abdullah ERCAN

 


 


ÇORUMLU KIZ
Çarığı al sırımlı kız
Ekmeği bal dürümlü kız
Kaideli kurumlu kız
Soylu yiğit sorumlu kız
Çorumlu kız Çorumlu kız
Anadan tavus nakışlı
Kınalı keklik sekişli
Sürmeli ceylan bakışlı
Cana kasttan cürümlü kız
Çorumlu kız Çorumlu kız
Kumrulardan almış dili
Bereket dağıtır eli
Gönül kalesinin yolu
Sarp ve uçurumlu kız
Çorumlu kız Çorumlu kız
Hattuşaş’ta Hepat olan
Türkmen’le atlanıp gelen
Nikonia’yı yurt bilen
Destanlaşmış dirimli kız
Çorumlu kız Çorumlu kız
Yazan: Abdullah ERCAN
Kaynak: 14.y.y.’dan Günümüze Çorumlu Şairler Abdullah ERCAN

 

ANAM ANAM
Şu uzun gecenin gecesi olsam
Sılada bir evin bacası olsam
Dediler ki nazlı yarin pek hasta
Başında okuyan hocası olsam.
Evlerinin önü üç ağaç çınar
Dillerim tutuşur yüreğim yanar
Eşinden ayrılan böyle mi yanar
Anam anam, hangi derdime yanam
Katipler oturmuş yazıya bakmaz
Herkes sevdiğini birden bırakmaz
Hey Allahtan korkmaz kuldan utanmaz
Gönül defterinden sildin mi beni?
Anam anam, garip anam
Hangi derdime yanam?
Anam anam, deldi deli…

Gönül gönül derler, gördüm gönülü
Kırdı kollarımı, büktü belimi
Ben isterim her mecliste yarimi
Yaz olmazsa meclis bana haramdır.

Bana gül diyorlar neme güleyim
Gönül gamlı iken gülünmez imiş
Alnıma yazılmış bir kara yazı
O da mahşere dek silinmez imiş

Evlerinin önü bağınan bağlar
Koçyiğit atını çayıra bağlar
O yar benim, ben o yarin olmazsam
İslamlar durur, gavurlar ağlar.

Yürü yarim yürü yolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Ölümden korkup ta sen geri durma
Yiğidin alnına yazılan gelir.

Sabahleyin indim pınar başına
Saatin kösteği yanı başında
Gündüz kavil et de gece düşümde
Aman Allah şen kavuştur o yari.
Yozgat pınarında yudum elimi
Kime arz edeyim garip halimi
Gurbete yolladım nazlı yarimi
Aman Allah şen kavuştur o yare
Bir mektup yazdırdım ucunu yaktım
Bir merak gelipte kapıya baktım
Çok güller kopardım koynuma soktum
Hiç biri yarim gibi kokmuyor.
Bir mektup yazdırdım kenarı güldür.
Yarabbim halimi yarime bildir
Önünde gülmedim sonunda güldür
Sonu gülenlerden eyle yarabbim.

Kırmızı güllerden aldım tohumu
Yolcu idim alamadım uykumu
Varın söylen o nazlı yarime
Esen rüzgarlardan alsın kokumu

Kırmızı gül olsan daldan almazdım
Beri benzer olsun ben de sevmezdim
Olur olmaza gönül vermezdim
Aman Allah kavuştur o yare.

Cevahir taşına kıymet biçilmez
Varıp erbabına danışmayınca
Azrail gelse de canımı vermem
Sevdiğim gelip kavuşmayınca

Yücesine çıktım seyran eyledim
Yarinen gezinen bağlar perişan
Kulak verdim etrafımı dinledim
Bir ben değil cümle alem perişan

Deniz kenarında biten yosunlar
Yosunun içinde beni yusunlar
İkimizi bir kabire kosunlar
Ölmeyince gönü yardem ayırmam.
Yazmalar içinde ortası tüllü
Güzeller içinde sevdiğim belli
Sağ yüzü gamzeli, sol yüzü benli
Söyle dillerine kurban olayım.
Sarı çiçek açmıy iğdenin dalı
Eşinden mi ayrıldın, benzin pek sarı
Yar bana göndermiş kolonya yağı
Çalsın perçemine yar kendi gelsin.
Yarin bahçesinde yayılan ceylan
Anası gitmiş hanesi viran
Vefasız dünyaya gönlünü veren
Buz üstüne yazı yazmışsa benzer.

Karşıdan karşıya olur mu öyle
Efkarın var ise gel bana söyle
İki ilim koynumda merhamet eyle
Merhametsiz yare düştüm neyleyim.

Akşam oldu bu gün niye aşmıyor
Deli gönül bildiğinden şaşmıyor
Doldurdum badeyi verdim eline
Yarim zehir vermiş diye içmiyor

Kaşlarını kömürden mi yarattın
Yüreğini demirden mi yarattın
Ben sana ne yaptım ey zalim felek
Elleri çift, beni tek mi yarattın?

Benim yarim ermeniden ermeni
Kadir mevlam bu sevdadan kes beni
Götür yarin kapısına as beni
Desinler ki yari için can verdi.

Kırımızı gül olsan al olamazsın
Azrail olsan da can alamazsın
Şu Çorum’u elek elek elesen
Sen de benim gibi yar bulamazsın
Yarim seni nerelerde bulayım
Gökte isen merdivenler kurayım
Bir canım var, ister isen vereyim
Yetmez ise daha neler vereyim
Evlerinin önü bir uzun yokuş
Kız kurban olurum bu nasıl bakış
Yarin elleriyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş.
Şu dağları delik delik delmeli
Toprağını kul edip elemeli
O yar beni bir gün olsun sevmezse
Yarsı olan bu dünyayı neylemeli
Anam anam, garip anam
Hangi derdime yanam.
Anam anam, deli deli.
Yazan: Anonim
Derleyen: Cesur TERZİ
ÇORUM BELEDİYESİ KENT ARŞİVİ VE MÜZESİ

Reklamlar !!!